Senin gücün, otoriten ve üstünlüğün hangi alanda, biliyor musun?

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi 33 yıllık iş hayatım boyunca çok farklı alanlarda, kademelerde ve farklı pozisyonlarda görev yaptım. Gün geldi otoriteye karşı gelen taraf oldum, gün geldi otoritenin kendisi oldum ve bana karşı gelenleri yönetmek durumunda kaldım.

Bildiğiniz gibi hayatın bir alanında olumsuz olarak nitelendirdiğimiz bir şeyden uzaklaşmak isteriz. Ancak bu sefer sarkacın diğer ucunu deneyimlemek durumda kalırız. Böylece her iki uç tarafın olumsuz yanlarını deneyimledikten sonra bir şekilde iki uç alanda edindiğimiz deneyimlerimiz ile dengeye gelmeyi başarırız. Birkaç örnek vermek gerekirse. İçe kapanık bir hayat yaşamaktan bunalmış birisinin sonrasında tamamen dışarı yönelik bir hayata yönelmesi veya hassasiyeti, duygusallığı dolayısıyla cezalandırılmış olduğunu düşünen birinin katılaşmış kişilik geliştirmesi gibi. Böylelikle iki uç noktalardan sonra sarkaç ortada dengelenir.

Bu konunun ‘Kendini dinle, anla ve sev’ atölye çalışmasının bir modülü olan ‘İşini ZeVK’le yap’ konusu ile bağlantısını size bu konu üzerinden anlatmaya çalışacağım.

Hiyerarşik bir sistemde veya bir organizasyonda kişilerin kademeli olarak birbirlerinin üstünde olmaları durumudur. Ast, eşit ve üst şeklinde kategorize edilir.

Hiyerarşinin üst kademesi demek, güç demek, otorite demek, üstünlük demek. Ancak insanoğlunun otoriteye karşı bir şekilde alerjisi vardır. Çünkü geçmişte otorite tarafından incitilmişizdir. Tarihte otoritenin suistimali hayatlara bile mal olmuştur.

Şimdi hayatınızdaki otorite figürlerini gözünüzün önüne getirin ve kendinize şunları sorun:

➢ O kişi senden üst pozisyonda olduğunda sana ne oldu?
➢ O kişi senden daha fazla otoriteye sahip olduğunda ne oldu?
➢ O kişilerin daha fazla güce sahip olmaları neye sebebiyet verdi?

Büyük ihtimalle cevaplarının arasında:
-Benim düşüncelerime değer vermediler
-Benim duygularımı dikkate almadılar
-Benim bakış açımı, ihtiyaçlarımı vs.

Kısacası senin menfaatine uygun olarak hareket edilmedi, dikkate alınmadın.

Böyle durumları deneyimlemek insanı açıkça güçsüz, korku dolu ve kendi menfaatine uygun olarak harekete geçemeyecek bir hale getirir. Sadece bu da değil. Kendini değersiz hissettirir.

Bunlara ilave olarak özgür iraden elinden alınmış gibi hissedersin. Bu hiyerarşik düzen içinde senin üstündeki kişilerden, otoriteden kaynaklı sıkıntılar yaşadıysan ve üzüldüysen, özgür iradeye sahip olmak ve özgürce hareket edebilmek teması senin için bir özlem, bir tutku haline gelebilir. Eşit şartlarda olmak ve hiç bir zaman bir başkasının altında çalışmak istemezsin. Hatta böyle bir düşünceye tahammül bile edemezsin.

Ancak kişinin bunu abartarak kendini hiyerarşiye karşı tepkili bir boyuta taşıması, kişinin kendisi ve etrafındakiler için ciddi bir sorun haline dönüşebilir. Bu tür kişiler farkında olarak veya olmayarak sırf güce sahip olmak adına güç oyunları oynamaya başlarlar. Etrafındakilere manipülatif bir şekilde meydan okumaya başlarlar. Sürekli olarak herkesten üstün olduklarını ispatlama ve rekabet hallerinde olurlar. Bu durumdan dolayı da sadece kendilerinden daha alt seviyede gördükleri, yardımcı olabilecekleri veya yönetebilecekleri kişiler ile arkadaş olmayı seçerler. Bir başka özellikleri de kendi alanında otorite olan kişiye o konu ile ilgili akıl vermeye kalkışarak kendilerini komik duruma düşürmeleridir.

Oysa doğaya baktığımızda otoriteyi kabul etmemek tehlikeli sonuçlar bile doğurabilir. Anlaşılması için abartılı bir örnek vereceğim. Bir kedinin aslan olmadığını ve aslan ile yarışamayacağını ve küçük bir balığın köpek balığı olmadığını kabul etmek zorunda olması gibi.

Sonuçta güç dağılımı toplumun doğal bir parçası.

Birinin kendinden üstün olduğunu kabul edemeyen, sürekli olarak güç çatışmasına giren ve hiyerarşiye karşı tepkili olan, kendi içinde güç, otorite ile ilgili konuları bazen obsesif derecede sorun haline getiren kişiler konusuna gelelim.

Her insanın otorite olabileceği bir alan vardır. Ancak başkasındaki üstünlüğü görmeyi reddeden kişilerin kendi üstünlük alanlarını görmeleri mümkün değildir.

Sahip olmak istediğin güç bir şeye hizmet etmeli, bir fayda sağlamalı. Kendilerinin otorite olabilecekleri bu alana odaklanmak, sahiplenmek ve/veya geliştirmek yerine sırf güce sahip olmak adına, kendilerini güvende hissetmek adına, otorite olmak isteyenlere sözüm.

Her insanın güçlü olduğu ve başkalarına göre üstün olduğu alan hayat amacına göre değişir. Ancak, hayatta üstünlüklere karşı direnç hisseden ve direnen kişinin hiçbir şekilde yaşam amacını bulması mümkün değildir. Çünkü bu tür kişilerin kendi üstünlüklerini görme şansları yoktur. Sürekli olarak kendilerinden üstün olan kişiler ile yarış ve kavga halinde olduklarından, kendileri için en doğru kararı hiç bir zaman veremezler.

Ayrıca, üstün olma durumu konuya göre değişiklik gösterir. Bir araba örneğinden gidelim. Arabanın tüm parçalarını farklı insanlar gibi düşünelim. Bildiğimiz gibi yakıt pompası ve pistonun görev alanları farklı. Bir yakıt pompası istediği kadar piston olmak için çaba göstersin (veya tersine) bunun olmasına imkanı yoktur. Aracın gaz’a ihtiyacı olduğu durumlarda yakıt pompası en önemli konuma gelecektir. O anda üstünlük ondadır. Diyelim ki arabanın dönmesi gerekiyor. O durumda ise direksiyon hiyerarşik olarak en üstün durumda olacaktır. Başka bir örnek: Yeteneklerine istinaden ticaret hayatında başarılı olmuş güçlü bir iş insanı düşünün, Ahmet Zorlu mesela. O bir stand-up komedi sahnesinde üstün bir pozisyonda mıdır? Başarılı bir stand up komedyeni (örneğin Cem Yılmaz) alın bir bale gösterisindeki sahneye, burada üstünlük kimdedir?

Burada anlatmak istediğim, kişinin kendi gizil gücüne sahip çıkarak, kendine özgün doğasını, özelliklerini benimseyerek ve özünü varoluşa çıkararak sistem içinde güce, otoriteye ve üstünlüğü sahip olabileceğidir.

‘Özgün olmak neden önemli’ başlıklı yazımda da belirttiğim gibi, sen bir yakıt pompasıyken toplum pistona daha fazla önem veriyor diye piston gibi davranmaya çalıştığında kendi özgün doğanı dışlamış oluyorsun.

Şimdi bu örneğe göre sistemin içinde sana ait yeri bulmalısın ve kendini tanımalısın dediğimde bu seni belki rahatsız edebilir. Çünkü ebeveynlerin seni yansıtan özgün gerçeğin yerine kendi isteklerine uygun olan ve senin aslında hiç girmek istemediğin kalıba girmeni sağlamış olabilirler. Seni kendi hayallerine ve beklentilerine yönelik yetiştirdikleri süre içerisinde sana doğuştan bahşedilen özelliklerini ve yeteneklerini göz ardı etmiş olabilirler. Bu sebeple bastırmış olduğun gücü ve otoriteyi başkalarında gördüğünde bir çeşit isyan duygularının su yüzüne çıkması olasıdır. Anarşik tavırlar ve tutum içinde olan otoritenin diğer uç noktasında olan bu kişilerde bu durum daha da yoğun bir şekilde kendini gösterir.

Kişi bunları idrak ettiğinde ve kendi doğasını reddetmeyi bırakarak, ona bahşedilen özelliklerine odaklanarak bunları sahiplendiğinde, sistem içindeki bireysel gücü ve otoritesi ile bağlantıya geçmiş olacaktır. Bunu gerçekleştirdiğinde kendisi bile varoluşa çıkardığı özünün gerçek potansiyeline şaşıracak ve hayran kalacak aslında. İşte hayatında kişiye başarı yolunu açan, kendi alanında otorite ve güç sahibi olarak saygınlık kazanmasını sağlayacak en önemli etken budur.

‘Kendini dinle, anla ve sev’ atölye çalışmasının bir modülü olan ‘İşini ZeVK’le yap’ seminerinde bu ve benzeri konuları daha detaylı olarak irdeleyeceğiz.

Seminere ilişkin detaylara buradan ulaşabilirsin.