Ben bir İş ve Öz Yönetim Danışmanıyım.

Eğitim kurumlarının bize öğretmeyi atladığı konuları gündeme getiriyorum.

Şirketlerin bugüne kadar üzerinde durmadıkları bir noktaya işaret ediyorum.

Bireye yöneliyorum ve önce ‘Kendini DİNLE, anla ve sev’ diyorum.

Bunu ZeVK’le yapıyorum.

Duygusal Öz Farkındalığı – Yönetim Bilimleri ile birleştiriyorum.

Size standart bir eğitim dayatmıyorum. Eğitimin içeriği belli ancak kapsamını ve süresinisizin hedefinize göre birlikte belirliyoruz. İhtiyaca göre yönetici, takım liderleri düzeyinde veya grup çalışmaları şeklinde ilerliyoruz.

Gallup firması 7.500 tam zamanlı çalışan üzerinde gerçekleştirdiği araştırmada çalışanların yüzde 23’ünün sıkça, yüzde 44’ünün ise ara ara iş dolayısıyla tükenmişlik yaşadığı sonucuna varmış. Şirketlerin maliyetlerini yükselten ve verimliliği düşüren en önemli kalem; ‘çalışan devamsızlığı’. Çalışanlarınızın en önemli gerçekleştireceğiniz bir zamanda işe gelmediği, hastalanıp rapor aldığı veya işten çıktığı gibi durumlar eminim sizin içinde tanıdık bir durumdur.

Bu eğitimi uluslar arası MBA derecesine sahip,

22 yıl kurumsalın farklı kademelerinde görev yapmış,

9 yıllık girişimci olarak

gözlemlerime ve deneyimlerime istinaden oluşturdum.

Kurumsal hedefler belirleyip çalışanların bunları gerçekleştirmelerini bekliyoruz.  Onları dışarıdan motive ediyor, yeni bilgilerle donatıyor ama kendi içsel dinamiklerini dikkate almıyoruz.

Üstelik şirketin en temel değerinin ve özünün insan olduğunu bildiğimiz halde !

İstediğiniz kadar eğitimli olsun,

kendini tanımayan,

yönetemeyen,

mutsuz,

huzursuz ve

yetersiz hisseden bir çalışan şirketin başarı yolculuğunda size nasıl eşlik edebilir?

Size bir örnek vereyim. Bir fotoğraf makinası düşünün. Aklınıza gelebilecek en üstün özelliklere sahip olsun. Merceği temiz değilse istediğiniz sonucu alabilir misiniz?

İşte bu eğitimin farkı merceğin üzerindeki tozu temizlemek gibi.

Bunu gerçekleştirdiğimizde birey

  • koşullarından şikayet etmek
  • yaşadıklarından başkalarını sorumlu tutmak veya
  • söylenen her sözü kişisel algılayarak takımın performansını olumsuz etkilemek

yerine

  • düşüncelerinin, duygularının, bunlara göre tepkilerinin asıl kaynağını fark ediyor
  • kendi potansiyelini geliştirmeye odaklanıyor
  • değişken ve belirsizlik ortamına daha dayanıklı hale geliyor

Interaktif yetişkin eğitim modeli yöntemiyle uygulanan bu eğitim sayesinde organizasyonu dışarıdan içe değil, içeriden dışarıya doğru güçlendirmiş oluyoruz. Nasıl ki vücut direncinizi güçlendirmek istediğinizde vücut losyonu kullanmak yerine hücrelerinize fayda sağlayacak besinler veya besin takviyeleri alıyoruz, onun gibi.

Biz mevcut performansımızdan memnunuz da diyebilirsiniz.  O halde size şunu hatırlatayım. Ilk sanayi devriminden sonra Şirketler kaliteli üretim yöntemlerine odaklandı. Bunu kar ve hedef odaklı organizasyonlar takip etti. Devamında çalışanı motive eden müşteri odaklı şirketler ön plana çıktı. En son katılımcı yönetimleri benimseyen şirketler dikkatimizi çekti.

Şimdi ise 4. Sanayi devrimindeyiz. Artık çevik kültürü benimseyerek üretkenliği arttıran şirketlerin öncü olduğu, teknolojinin ve sosyal devrimin farklı bir boyut kazandığı bu dönemde takım içinde ve takımlar arası çalışmaları hiç olmadığı kadar önemli. Bu yüzden ekibinizin

  • kendini yönetme becerisi gelişmiş,
  • işini zevk ve heyecanla gerçekleştiren

bireylerden oluşması son derece önemli.

Çünkü bilgi ekonomisinde Şirketinizin başarısı Öz yönetimi güçlü bireylerden geçiyor.

Bu yazı sizde merak uyandırdıysa aşağıdaki formu doldurarak sizinle iletişime geçmemi sağlayabilirsiniz.

  • Dit veld is bedoeld voor validatiedoeleinden en moet niet worden gewijzigd.